AKRİLAMİD: UN ELERKEN DEVE GEÇİYOR ELEKTEN! /  ÇAĞATAY GÜLER

Medyamızın haber içeriğine Kaliforniya yüksek mahkemesinin aldığı kahvelere kanseryapar madde uyarısını zorunlu hale getirmesi nedeniyle giren akrilamid halk sağlığı uzmanlarının en azından 2002 yılından beri dikkat çekmeye çalıştığı maddelerden biridir. Değişik amaçlarla sanayide özellikle su arıtımında yaygın olarak kullanımı toplum sağlığı ve iş sağlığı açısından önemli bir kirletici haline gelmesine yol açmıştır. Sevgili kahveye şükranlarımızı sunuyoruz. Hiç olmazsa akrilamid kirliliğini az da olsa gündeme taşıdı.

Kızartma, kavurma vb. yüksek sıcaklıkta ya da uzun süreli pişirme işlemlerinde bazı yiyeceklerde oluşan bir kimyasaldır. Yiyeceklerde doğal olarak bulunan şeker ve bir aminoasitten (asparajin) oluşmaktadır. Kaynatma ve buğulama akrilamid oluşumu açısından fazla önemli sayılmamaktadır.

Akrilamid daha çok bitkisel yiyeceklerde sözgelimi patates, tahıl ürünleri ve kahvede oluşmaktadır. Süt, et ve balık ürünlerinde oluşmamakta ya da çok düşük miktarda oluşmaktadır. Akrilamid sigara dumanında da bulunur.

Akrilamid 2-propenamid, akrilik amid, etilen karboksamid olarak da bilinmektedir. Saf biçimi kokusuz, beyaz kepeği andıran kristallerdir. Suda çok kolay çözünen bir maddedir ve ticari olarak sıvı biçimleri de bulunmaktadır. Suda kolay çözülmesi toprağa karışan akrilamidin kolayca su kaynaklarına ulaşabileceği anlamına gelir. Toprakta ve suda minicanlılarca kolayca parçalanır. Isıtıldığında bir tür plastiğe dönüşür. Doğal akrilamid kaynağı yoktur. Su arıtımın ve sanayi atıkları en önemli akrilamidle kirlenme kaynaklarını oluşturur.

Akrilamidin suda kolay çözünen polimerler halinde su arıtımında, ileri petrol üretiminde, topaklaştırmada, kâğıt üretiminde, akışkanlığı azaltıcı olarak, toprak koşullandırma amacıyla, lağım ve atıksu arıtımında, cevher işlenmesinde, ütü istemeyen kumaş yapımında kullanılan bir maddedir. Ayrıca boya üretiminde, kontakt lens kopolimerlerinde; baraj temellerinin, tünellerin ve kanalizasyonların yapımında da kullanılmaktadır.

Poliakrilamidin en büyük oranda kullanıldığı yerler kentsel içme suyu ve atıksu arıtımıdır. Çoğuz aynı zamanda yeniden kullanım, giderim ve dışarıya boşaltmadan önce atıksudaki asılı parçacıkların alınmasında kullanılmaktadır. Petrol çıkarma işlemlerinde sıvı kaybını azaltma amacıyla da kullanılmaktadır. Kâğıt hamuru ve kâğıt üretiminde lif bağlatıcı ve boya tutucu olarak kullanılır.

Su kaybını yavaşlatarak yapının sağlamlığını artırmak üzere çimentoda katılır. Sugeçirmez çimento üretiminde de metil poliakrilamid kullanılmaktadır.

Mantolamada seyreltici olarak ve su bazlı boyalarda pigment dağılmasını sağlamak için kullanılır.  Ev araçları, inşaat malzemeleri, otomotiv parçaları akrilamid reçineler ve ısıyla sertleşen akriliklerle kaplanır.

Kozmetikler ve sabunlarda kalınlaştırıcı olarak aynı zamanda diş protezlerinde, saç bakım ürünlerinde, tıraş öncesi losyonlarda da kullanılmaktadır.

Dokuma sanayisinde su itici olarak ve çekmeyen, küçülmeyen kumaş üretiminde kullanılmaktadır.

Akrilamidin küçük miktarlarda lateks kalınlaştırıcısı, baskı mürekkepleri için asıltı dengeleyici, patlayıcı maddelerin jelleştirilmesinde, yapıştırıcılar ve yapışkan bantlarda bağlayıcı, diazo bileşikleri üretiminde ve jel kromatografisi ve elektroforezi için kullanılır.

Akrilamid etkilenimi büyük oranda işyeri kirliliğinin sonucudur. Ortam havasına karışan buhar ve tozlarının solunmasıyla, bu madde ile kirlenmiş suların içilmesiyle, deri temasıyla vücuda girebilir.

Solunduğunda solunum yollarının tahrişine neden olur. Buna halsizlik, yorgunluk, bellek sorunları, baş dönmesi, kas bitkinliği gibi belirtiler eklenir.

Ağızdan alınması sinir sistemine zarar verir, bu etkisine de yorgunluk, bellek sorunları, baş dönmesi, kas bitkinliği, kol ve bacaklarda uyuşma ve yürüme güçlüğü ortaya çıkar.

Deri teması deri de yarattığı duyarlanma nedeniyle daha sonraki temaslarda alerjik tepkilere neden olur.

Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı akrilamidi olası kanseryaparlar arasına almıştır. İnsan yiyeceklerinde akrilamidin gösterilmesine yönelik ilk çalışmalar Nisan 2002’den itibaren yayımlanmaya başlamıştır. 2010 yılında FAO/WHO Gıda katkı maddeleri uzmanlar komitesi (JECFA) akrilamidin insan sağlığı sorunu olduğunu ve daha ileri çalışmaların yapılması gerektiğini kabul etmiştir. Halk sağlığı açısından kanser yapmadığı kesin olarak kanıtlanamadığı için “ihtiyatlılık ilkesi” gereği kanseryapar kabul edilmektedir. Deriden emilmesi durumunda ağızdan alındınmış gibi etki eder. Deride yara, bere olduğunda, ince ve geçirgen koltuk altı, kasık vb. bölgelerde daha fazla emilir.

Akrilamidi yiyeceklerde, içme sularında, ortan havasında pek aramıyoruz. Aramadığımız için var mı yok mu bilmiyoruz. Bilmeyince yok olduğunu varsayıyoruz. Kimi zaman kahvedekinin kat kat fazlasını değişik yollarla alıyoruz. Kısacası un elerken deve geçiyor elekten!

Sevgili medyamız inşallah kahve ve kakaodaki canlıkıran kalıntılarıyla ilgili bir mahkeme kararına da rastlar!

 

 

 

cevresagligi.org’da yayımlanan yazılardan kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir

1 Yorum

  1. Eray Yanıtla

    Sayın Hocam,

    Alo 174 aracılığıyla akrilamid veya daha önceden varlığından haberdar olduğunuz insan sağlığı açısından tehdit oluşturan bir maddeyi içerebileceğini öngördüğünüz bir ürün için inceleme başlatılması/analiz yapılması amacıyla herhangi bir başvuruda bulunudunuz mu? Eğer bulunduysanız en son başvurunuz süreci ve sonucu ne şekilde oldu?

    Saygılarımla,
    Eray

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir