BAŞIMIZA KUŞ YAĞIYORSA DAHA ÖNCEDEN TAŞ YAĞMIŞTIR /Çağatay Güler

8 Ekim tarihinde  Rusya’da “gökten kuş yağmasıyla” ile ilgili bir haber vardı. Habere göre “bu olay başta Türkiye olmak üzere Karadeniz’e komşu olan ülkelerde korku yarattı. Uzmanlar Türkiye’ye hastalık taşıyabileceği yönünde uyarılarda bulundu…”

Uçan çok sayıda kuşun yere düşmeye başlamasıyla gündeme gelen en önemli olaylardan biri Avustralya’da görülmüştü. 2007 yılında oluşan bu olay çevresel etkilenimin hangi boyutlara varabileceğin gösteren afetlerden biridir. Avustralya’da Esperenta limanında binlerce kuşun ölü olarak yere düşmesi adeta “gökten kuş yağışını” andırıyordu. Bu olayın sonunda yapılan araştırma ölü kuşlarda kurşun düzeyinin çok yüksek olduğu gösterilmiştir. Kurşun bölgede çok bulunan kurşun karbonat bileşiği halindeydi.

 

Avustralya, Esperenta liman yerleşiminde kurşun taşınması sonucu ölen kuşlar anısına yapılan heykel (“Blackbird Singing”, Sanatçı Jane Robins, 2008).

 

Avustralya Wiluna kurşun madeninden çıkarılan cevher ihraç edilmek üzere demiryolu ve kamyonlarla Esperance limanına taşınıyor ancak çevre kirliliğini ve diğer canlıları koruyacak önlemler alınmıyordu. Daha sonra yapılan çalışmalar çocuk ve yetişkinlerde kurşun düzeylerinin arttığının da gösterdi. Bu duruma iki yıldan fazla süredir Esperance limanına kurşun nakli ve bu limandan kurşun yüklemesinin çevreye yaydığı kurşun tozlarına bağlı olduğu anlaşılmıştır. Kurşunun dolaşım, sinir ve üreme sistemi etkileri çok iyi bilinmektedir. Kuşların kanatlarında 750 mg/kg’a kadar kurşun değerleri saptanmıştır.

Ortaya çıkan bu sorunlar nedeniyle başlatılan temizleme çalışmaları milyonlarca dolara mal olmuştur. Yapılan düzenlemeler sonucu limandan kurşun ihracı da yasaklanmıştır. Ekim 2007’de Meclis soruşturma kurulunun hazırladığı raporda nikel cevher ihracına bağlı olarak da benzeri kirlilik sorunlarının ortaya çıktığı belirtilmiş, limandan nikel cevheri ihracı da yasaklanmıştır.

Çevresel etkilenimin doğal yaşamdaki etkilerinin insandaki kavramsal sürecin bütün aşamaları ele alınarak incelendiğini söyleyebilmemiz zordur. Geri kalmış ya da diplomatik söylemiyle “gelişmekte olan ülkelerde” insanla ilgili değerlendirme aşamalarının tümünün de tamamlandığını söyleyebilmemiz de zordur.

Özellikle baskıcı yönetimlerde bu durumlar bir ekoloji afeti ve halk sağlığı sorunu olarak ele alınmaz, bu gibi olaylardan sonra halk sağlığına yönelik değerlendirmeler yapılmaz. Kamuoyuna “olayla ilgili inceleme başlatıldığı ve bir daha tekrarlanmaması için gerekli önlemlerin alındığı” vb. açıklamalar yapılarak konu kapatılır. “Olayın nedeni yapılacak laboratuvar incelemelerinden sonra belirlenecektir!”

Başta içsalgı sistemin “salgı-etki- salgı” döngüsünü bozan etkenler olmak üzere birçok etkiyi belirlemeye yönelik laboratuvar çalışmalar giderek artmakla birlikte bunların büyük bölümü insan iveğen etkilenimiyle ilgili ipuçlarını belirlemeye yönelik çalışmalardır. Bunlar kan ve dokuda kimyasal etken aranmasına ve biyolojik etken üretilmesi ya da belirlenmesine yöneliktir. İnsanları acil servise götüren iveğen zehirlenmelerde kısmen işe yarasa bile süreğen zehirlenmelerin büyük bölümünde hiçbir işe yaramaz. Sözgelimi bir toplumda çevresel yayılıma bağlı süreğen siyanür zehirlenmesini araştırırken kanda siyanüre bakmanın bir anlamı yoktur, o bölge halkını temsil eden örneklerde tiroit salgıbezi işlevleriyle ilgili değerlendirmeler yapılması gerekir.

Eskiden havalandırması iyi olmayan kömür ocaklarında kafes içinde kanaryalar bulundurulurdu. Vücutlarının küçüklüğü ve duyarlı olmaları nedeniyle maden ocağında ölümcül gazı biriktiğinde çok düşük düzeylerde bile öldüklerinden “erken uyarı aracı” olarak kullanılırlardı. Kanaryaların arkasından ilk etkilenenler o zamanlar küçük bedenleri nedeniyle dar maden galerilerinde çalıştırılan küçük çocuklar olurdu.

O kuş yağmuruna neden olan etkenler bölge halkını ve diğer canlıları çoktan etkilemiş olabilir. Biz bu etkinin sonuçlarını yıllar sonra bir türün yok oluşu ya da toplumda onulmaz bazı sağlık sorunlarının artması biçiminde değerlendirir ve nedenini bir türlü anlayamayız. Kısacası başımıza kuş yağmadan önce taş yağmıştır da “ne biz farkındayızdır ne de yetkililer…”

 

cevresagligi.org’da yayımlanan yazılardan kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir