BÜYÜK DEPREMLERDE BESİN GEREKSİNİMLERİ /Prof. Dr. Çağatay Güler

Başta deprem olmak üzere afet sonrası günlük asgari besin ve su gereksinimlerinin baştan düşünülüp hazırlık yapılmaması sanıldığından çok daha büyük sorunlara neden olur. Afet zincirine başka halkalar ekler. Üstelik iklim, iş yükü, sağlık durumu, yaş grupları, kültürel tercihler, tedarik kısıtlamaları vb. durumlar sorunu daha da karmaşık hale getirir.

Uluslararası kaynaklar (Sphere standardı vb.) günlük kişi başı gereksinimi uygun protein, yağ ve mikrobesin oranlarını sağlayacak bileşimde 2.100 kalori olarak kabul ederler. Toplum soğuk, ağır bedensel yük vb. etkenlerin etkisi altındaysa veya afet öncesi yetersiz beslenme yaygınsa, kalori gereksinimi artırılmalıdır. Çok iveğen durumlarda kısa süreler için 1700 kalori gibi düşük enerji alımları anlayışla karşılansa bile bu seviyede uzun süreli uygulama beslenme yetersizliği riski taşır. Böylesi düşük değerler birkaç günü aşmamalıdır.

Genel tayın (rasyon) yaklaşımı, enerjinin %10-12’sini proteinden ve yeterli miktarda yağ bileşeninden (genellikle enerjinin %17-30’u) sağlamalıdır; bu yağ oranı temel yağları sağlamak ve yağda çözünen vitaminlerin emilimine yardımcı olmak içindir. Su da aynı derecede önemlidir. İçme ve temel yemek pişirme/hijyen gereksinimleri için kişi başına günde en az 2 – 5 litre güvenli su zorunludur.

2.100 kcal hedefini temel besin maddelerinin (baklagiller, tahıllar, yağ vb.) miktarlarına dönüştürmek için, her bir gıdanın enerji yoğunluğunu (gram başına kcal) ve makro besin bileşimini dikkate almak gerekir. Pirinç, buğday, mısır gibi temel tahıllarda yaklaşık 300-400 g (kuru), yemeklik yağ yaklaşık 20-30 g (≈ 20–30 ml), süt ve süt ürünleri veya eşdeğeri yaklaşık 200 -250 ml (veya eşdeğer toz), şeker ve basit karbonhidratlar yaklaşık 10 -20 g (hızlı enerji sağlanması gereken durumlarda daha fazla) hedeflenmelidir. Bunlar kaba tahminlerdir; gerçek planlamada yerel bileşim tabloları kullanılmalı, pişirme kayıpları hesaba katılmalı ve çocuklar, hamile kadınlar, yaşlılar vb. için ayarlamalar yapılmalıdır.

Temel besinler genellikle tam mikro besin kapsamına sahip olmadığından, bazı çeşitlendirmeler veya destekler çok önemlidir (A vitamini, demir, iyot vb.). Başlıca kaynaklar zenginleştirilmiş un, mikro besin tozları, sebzeler veya az miktarda hayvansal besinler olabilir.

Çocuklar, hamileler, emziren kadınlar, yaşlılar ve sağlık sorunları olan kişiler genellikle vücut ağırlığının kilogramı başına daha fazla miktarlara ihtiyaç duyabilir. 6-24 aylık bebekler için tamamlayıcı beslenme (anne sütüyle birlikte) daha yüksek besin yoğunluğunu gereksinir. Enkaz kaldırma, yeniden inşa vb. ağır bedensel işlerde çalışan veya soğuk ortamlarda yaşayan kişiler daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacaktır. Soğuk iklimlerde, planlamacılar genellikle fazladan kalori ekler (örneğin, 0°C’nin altındaki her 5°C için +100 kcal). Pişirme sırasında enerjinin bir kısmı kaybolur. Bu nedenle, “teorik” enerjiden daha fazla çiğ gıda ayrılmalıdır. Yakıt bulunabilirliği pişirmeyi sınırlayabilir; bazen önceden pişirilmiş veya yemeye hazır tayınlar gerekir.

Besin sağlansa bile, güvenli su yoksa, hücre ve dokuların susuz kalması (dehidrasyon) veya su kaynaklı hastalık riski yüksektir. Çok sıcak iklimlerde veya efor sırasında 5 litre yeterli olmayabilir ve ek su gerekecektir.

Deprem vb. afetlerde beslenme sorunu açlığın bastırılmasından ibaret, ne bulunursa kotarılıp geçiştirilebilecek bir sorun değildir. Yetersiz beslenme daha büyük sağlık sorunlarına zemin hazırlarken daha sonraki kuşakları da etkiler.  Erzurum depremi, Marmara depremi ve Endonezya’daki deprem ve tsunamide değişik düzeylerde çalışmış, Kahraman Maraş depreminde sahayla yakından ilişki içinde olmuş biri olarak başta İstanbul olmak üzere olası bazı büyük depremlerde doğacak gereksinimleri hesapladıkça uykularım kaçıyor. Deprem kilerinden sorumlu olanlar sanırım hiç uyuyamıyorlardır!

 

cevresagligi.org’da yayımlanan yazılardan kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir