MOTOKURYE KAZALARI / Prof. Dr. Çağatay Güler

Özellikle gıda, market, kargo ve hızlı teslimat lojistiğinde motosikletli kurye artışı çok etmenli bir risk ortamı yaratmıştır. Başlıca kaza artış nedenlerini kurumsal baskılar, insan faktörleri, araç özellikleri ve kentsel altyapı kısıtlamaları oluşturmaktadır.

Birincil etken zaman baskısına yol açan işlem adımları dizisidir. Teslimat platformları 30 dakikada teslimat, belirli sürede belirli sayıda teslimat vb. gibi perfotmans ölçütleri ve derecelendirmeler yoluyla hızı kendi çıkarları doğrultusunda en istendik hale getirmeyi hedeflemektedir. Sonuçta hız artımı ve saldırgan sürüş, kırmızı ışık ihlalleri ve tehlikeli sollamalara yol açarken trafik kurallarına uyumu da azaltır. Bu durum Heinrich’in domino kuramı gibi endüstriyel kaza modellerine benzer biçimde üretim baskısının güvenliği geçersiz kıldığı klasik bir örnektir. Heinrich’in domino kuramı (1931), iş kazalarının ardışık 5 etmenin (domino taşları) birbirini tetiklemesiyle oluşan zincirleme bir tepkime olduğunu öne sürer. Kazaların %88’inin güvensiz davranışlardan kaynaklandığını savunan bu modele göre, temel neden olan insan hatası (3. taş) ortadan kaldırılırsa kaza önlenebilir.

İkinci önemli neden güvencesiz istihdam ve teşvik düzenlemeleridir. Birçok kurye, saat başına ya da günlük çalışma karşılığı olarak değil, teslimat başına ücret almaktadır. Bu çok çağcıl sanılan gig ekonomisi modelidir. Gig ekonomisi, geleneksel tam zamanlı işler yerine kısa süreli, proje bazlı veya serbest çalışanlar ile işverenleri dijital platformlar üzerinden buluşturan esnek bir çalışma modelidir. Bu modelde bireyler kendi zamanlarını yöneterek, bağımsız yüklenici olarak geçici görevlerle gelir elde eder. Sonuçta kuryeler saat başına yapılan yolculuk sayısını en yüksek düzeye çıkarmaya zorlanır. 10-12 saati aşan uzun çalışma saatlerinden kaynaklanan yorgunluk durumu ortaya çıkar. Ramak kalma olayları ve küçük yaralanma-örselenmeler bildirilmez. Sonuçta güvenlik maliyetlerinin şirketler tarafından değil, işçiler ve toplum tarafından karşılandığı bir risk dışsallaştırma sorunu yaratılmış olur.

Üçüncü neden uzun vardiyalara, kent içi ulaştırma taleplerine bağlı yorgunluk, uyku yoksunluğu ve bilişsel yüktür. Reaksiyon süreleri yavaşlar, tehlike algısı azalır, aşırı durumlarda mikro uyku (microsleep) denilen durum ortaya çıkar. Mikro uyku genellikle uykusuzluk veya aşırı yorgunluk nedeniyle beynin istemsizce 1-15 saniye (bazen daha uzun) süren ani uyku moduna geçmesidir. Gözler açık veya kapalı olabilir, kişi çevresine duyarsızlaşır ve genellikle daldığının farkına varmaz. Araç sürme gibi durumlarda hayati tehlike yaratan ciddi bir uyku yoksunluğu işaretidir. DSÖ ve ulaşım güvenliği ile ilgili kaynaklar bu durumların trafik kazalarına büyük katkısı olduğunu belirtmektedir.

Bunlara yetersiz eğitim ve ehliyet açıkları, kuryelerin öncelikle yoğun kent merkezlerinde çalışmaları, hava ve çevre koşulları, risk alma davranışı ve zamanla güvenli olmayan uygulamaların normalleşmesi, daha düşük denge ve görünürlük gibi motosikletlere özgü riskler, koruyucu donanım kullanımının yetersizliği, gerçek zamanlı teslimat uygulamaları ve sipariş yığılması, denetim ve düzenlemelerin yetersiz kalması, tüketicilerin zaman tanımlı teslimat taleplerinin artışı gibi nedenler de eklenir.

Görüldüğü gibi motosikletli kurye kazaları sadece bir “sürücü davranışı problemi” değildir. Bunlar, yapısal bir mesleki ve kentsel güvenlik sorunudur. Ekonomik özendirmeler hızlı gitmeyi güvenliğe tercih etmektedir. Üstelik kent trafik sistemleri yüksek hacimli motosiklet lojistiğine göre tasarlanmamıştır. Mevzuat düzenlemeleri teknoloji ve pazar değişikliklerinin gerisinde kalmaktadır. Bütün bunlar motosiklet kazalarını her “çok görülen, çok sakat bırakan ve çok öldüren” durum gibi bir halk sağlığı sorunu haline getirmiştir.