KENELER VE RİSK ALGIMIZ / Cavit Işık YAVUZ

Geçtiğimiz günlerde medyada yer alan bir haberi Türkiye’de sağlık tehditleriyle ilgili risk algısının durumu açısından bir olgu olarak ele alabiliriz. Haber özetle şöyle:

“Bacağına Yapışan Keneyle Önce Nişana, Sonra Hastaneye Gitti
…..isimli vatandaş, bacağına yapışan keneyle önce nişana sonra hastaneye gitti

Tokat’ın Turhal ilçesinde yaşanan ilginç olay, kene tehlikesinin bölgede ne kadar yaygın olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sol bacağına kene yapıştığını fark etmesine rağmen çocukluk arkadaşının nişanını kaçırmak istemedi. Hayvancılıkla uğraşan …., önce kent merkezindeki nişan törenine katıldı, ardından Pazar Devlet Hastanesi’ne giderek keneyi sağlık ekiplerine çıkarttırdı. Arazide sık sık kenelerle karşılaştıklarını belirten …., bunun kendisinde üçüncü, kardeşinde ise yaklaşık otuzuncu vaka olduğunu söyledi.”

Risk ve tehlike kavramları sağlık alanında önemli konu başlıklarındandır.

Tehlike zarar verme potansiyeli olan her şey, risk ise bu tehlikeli durumun gerçekten zarara yol açma olasılığı ve sonuçların ne kadar ciddi olabileceğidir. Örneğin yolun buzlu olması tehlike, bu buzlu yolda aracınızın yol tutuşunu kaybetmesi, kontrolden çıkarak savrulması ve bir kazaya neden olma olasılığı ve bunun ciddiyeti risktir. Bu risk aracınızın özelliklerine, kar lastiğiniz olup olmamasına, sizin bu tür durumlardaki sürüş tecrübenize göre değişebilir.

Risk algısı ise tehlike ve riskin nasıl algılandığı ilişkilidir. Öznel ve sezgiseldir. Kişisel deneyimler, duygular, kültürel değerler ve kişinin ne kadar kontrol hissettiği ya da ne kadar korku duyduğu gibi psikolojik faktörlerden büyük ölçüde etkilenir. Kendi arabanıza emniyet kemeri takmadan binmiyorken dolmuşun ön koltuğunda otururken emniyet kemeri takmak aklınıza gelmez.

Yukarıdaki haberde KKKA açısından Türkiye’nin en riskli bölgesinde yaşayan ve anlaşıldığı kadarıyla zaman zaman kene sorunu yaşayan bir yurttaşımız keneyi çıkarma konusunda acele etmemiş. Belli ki riski düşük olarak algılamış.

Neyse ki nişan ya da düğün 40 gün 40 gece sürmemiş.

Türkiye için başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı olmak üzere kene ile bulaşan hastalıklar giderek daha fazla önem kazanıyor. KKKA’yı bulaştıran kene türü Türkiye’de iki binli yılların başında fazlasıyla yaygın hale geldi. Türkiye’de daha önceki çalışmalarda toplanan KKKA’yı bulaştıran kene türü olan  Hyalomma marginatum kenelerinin oranı %5’i geçmemişken sonrasında çalışmalar sığırların %74’ünde kene bulunduğunu, bu kenelerin de %85’inin de Hyalomma marginatum türü olduğunu gösteriyordu.

Keneler ile ilgili bazı önemli noktalara değinmekte ve  hatırlatma yapmakta yarar var.

 

  • Her kene hastalık taşıyabilen tehlikeli mikroorganizma taşımayabilir ancak keneler, bazıları çok ciddi olabilen birçok hastalığı bulaştırabilen aracılardır.
  • Kenelerin 4 yaşam dönemi vardır (yumurta, altı bacaklı larva, sekiz bacaklı nimf ve yetişkin), yumurtadan çıktıktan sonra yaşamak için mutlaka kan emmek zorundadırlar.
  • Keneler kan emmek için bir hayvana ya da insana tutunurlar. Kene, tutunduğu vücuda sanki bir çimentoyla yapıştırılmışcasına sıkı tutunur. Bunu da beslenme tüpü adı verilen kısımlarıyla yapar. Bu tüpler deriye giriş sırasında hissedilmez, böylece kenenin yapıştığı anlaşılmaz.
  • Keneler türüne bağlı olarak farklı sürelerde kan emebilirler. Bu süre dakikalar ile günler arasında değişebilir. Emdiği kanda mikrop varsa keneye geçer. Bir başka hayvan ya da insana yapıştığında bu mikroplar yapışma sırasında salgılanan tükürükle bulaşabilir. Dolayısıyla kene taşıdığı mikroorganizmayı yapıştığı insan ya da hayvana kan vererek değil tükürük salgısı yoluyla bulaştırır. Bu açıdan kenenin doğru çıkarılması çok önemlidir.
  • Kan emdikten sonra çoğu kene yapıştığı insan ya da hayvandan ayrılır, bir sonraki yaşam evresine hazırlanır. Bu aşamada genellikle otların ve çalıların uçlarında yapışacağı yeni bir hedef bekler. Ot ve çalıların sürtündüğü hayvan ya da insanlara tutunur. Bazıları hızlı tutunur, bazıları yapışabilmek için tutunduğu insan ya da hayvanda derinin ince alanlarını arar.
  • Keneler memeliler, kuşlar, sürüngenler ve kurbağa vb türlere yapışarak beslenebilir. Çoğu, yaşamlarının her aşamasında farklı bir hayvandan beslenmeyi tercih eder ancak bazı türler tek bir yerde kalır. Yaşam döngülerini tamamlamaları 3 yılı bulabilir.
  • Kenelerin en aktif olduğu dönem sıcak aylardır (Nisan-Eylül).
  • Kenelerin aracılık ederek bulaştırdığı hastalıklar çeşitlidir ancak bazı ortak belirtileri vardır. Bu ortak belirtileri başlıca üç başlıkta sıralayabiliriz: Ateş/titreme, ağrılar, döküntüler/kanamalar.
  • Vücuduna kene yapışanların özellikle ilk bir hafta-10 gün içinde bu belirtileri dikkatle gözlemlemeleri gerekir.
  • Kene ısırıklarını önlemek için önlemlere dikkat etmek en kritik korunma yoludur.
  • Bazı kaynaklara göre kene türlerinin yaklaşık %10’u virüs taşıyabilmektedir.
  • Keneler insanlarda 16’dan fazla kene kaynaklı hastalık nedenidir, çiftlik hayvanları ve evcil hayvanlarda ise bu sayı 19’dur. Bu hastalıklar çoğunlukla sinir sistemini etkileyen ve kanamayla seyreden hastalıklardır.
  • Keneler tehlikeli hastalıklar dışında başka sağlık sorunlarına da neden olabilir. Keneler tutundukları ve kan emdikleri kişilerde gıda kaynaklı alerjilere yol açabilir. Bu alerjiler ciddi olabilir, büyüyen bir tehdit haline gelmiştir ve bununla ilgili bir Sendrom tanımlanmıştır. Bazı kene türlerinin tükürüğünde bulunan bir madde insanlarda ciddi alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Bu alerjik reaksiyonlar kene ısırdığından bir süre sonra kırımızı et tüketilmesi sonrasında ortaya çıkar ve AGS olarak adlandırılan bir Sendrom’a neden olur. Bu tablo hayatı tehdit edebilir.
  • Bu Sendroma neden olabilen keneler daha çok ABD’de görülen iki kene türüyle ilişkilidir. Ancak Asya’da görülen bir kene türüyle de ortaya çıkabilmektedir. Bu kene türü Türkiye’de de tespit edilmiştir ve son beş yıl içinde geldiği düşünülmektedir. Bu kene 30 dan fazla hastalık taşıyabilmektedir.

Peki kene tehdidine karşı ne yapmalı? Bazı önlemlere değinelim:

  • Kenelerle nerelerde karşılaşabileceğinizin farkında olun. Keneler çimenlik, çalılık veya ağaçlık alanlarda, hatta hayvanların üzerinde bulunabilirler. Bu açıdan gideceğiniz alanlara ve temas edeceğiniz hayvanlara dikkat edin.
  • Açık renk ve vücudunuz örtecek giysiler giyin. Özellikle ayaklar ve bacakların kene tutunmasına izin vermeyecek ayakkabı, çorap ve pantolonları tercih edin.
  • Giysileriniz ve ekipmanların genel adı böcek kovucu olan ürünler kullanabilirsiniz. Bunlar arasında yer alan permetrin içeren ürünler keneler için kullanılabilir. Ancak kullanacağınız ürünlerin ilgili kurumlardan ruhsat ve izin almış ürünler olmasına dikkat edin. Ülkemizde bu tür ürünler Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmaktadır.
  • Kenelerle temastan kaçının. Yüksek ot ve yaprak çöpü bulunan ağaçlık ve çalılık alanlardan kaçının. Bu tip yerlerde yolun ortasından yürümeyi tercih edin.
  • Kene ile karşılaşabileceğiniz bir yerden ya da aktiviteden döndüğünüzde ya da bu alanlardayken uygun zamanlarda keneni yapışıp yapışmadığını görmek için vücudunuzu dikkatlice kontrol edin.
  • Vücudunuza tutunmuş bir kene varsa bunun hızla çıkarılması gerektiğini unutmayın. Sağlık kuruluşuna ya da hastaneye başvurmak zaman alabileceği için kenelerin nasıl çıkarılması gerektiğini öğrenin. Keneyi ezmeden tutunduğu yerden çıkarmanın çok önemli olduğunu unutmayın. Kenelerin nasıl çıkarılması gerektiğini Sağlık Bakanlığı eğitim videolarından öğrenebilirsiniz.
  • Keneyi çıplak elle dokunmayın, üzerine herhangi bir alkol, yağ, kolonya ya da böcek kovucu vs dökmeyin, püskürtmeyin ya da sürmeyin.
  • Kene vücudunuzda tutunduysa özellikle ilk 10 gün olmak üzere iki hafta kendinize dikkat edin. Bu süre içinde bazı belirtiler oraya çıkarsa hemen hastaneye başvurun. KKKA için belirtiler genellikle 1-3 gün içinde ani başlayan ateş, halsizlik, baş ağrısı, yaygın kas ağrıları, iştahsızlık, bulantı ve kusma ile ortaya çıkar.

 

Tehlikeleri ciddiye alın riskleri azaltmaya çalışın.

 

 

 

 

cevresagligi.org’da yayımlanan yazılardan kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir