Okulda beslenme gündemden kaçırılmaya çalışılan, gereği yapılmayan yaşamsal bir sorun olarak sürüp gitmekte. Oysa ilk ve ortaöğretimde okul beslenmesi, çocukların hem fiziksel gelişimi hem de akademik başarıları için kritik bir role sahiptir. Yadsınamaz bir gerçek olan ekonomik koşullar ve artan çocukluk çağı obezitesi ve kimsenin farkında bile olmadığı “kavrukluk” göz önüne alındığında, okullarda öğrenci beslenmesine yönelik kapsamlı adımların atılması gerekmektedir. Nitekim en zengininden en yoksuluna kadar dünya ülkelerinin büyük çoğunluğu öğrencilerin temel besin ögelerinden yoksun kalmasını önleyecek programlar geliştirmişlerdir. Bu programlar okul beslenmesine yönelik uygulamalarını aynı zamanda etkin bir “dengeli ve yeterli beslenme” eğitimi yaşantısına da dönüştürmeyi başarmışlardır.
Finlandiya 1948 yılından bu yana okul öncesinden lise son sınıfa kadar tüm öğrencilere ücretsiz ve sağlıklı öğle yemeği sunan ilk ülkedir. Yemek, eğitim müfredatının bir parçası olarak kabul edilir. Okul çağındaki çocuk ve gençlerin okul gününde ücretsiz, dengeli ve uygun biçimde düzenlenmiş okul öğünü alma hakkı vardır. Sistem okul öncesinden üst ortaöğretime kadar geniş bir öğrenci grubunu kapsamaktadır. Tipik öğün; sıcak ana yemek + sebze/salata + ekmek + süt/ayran benzeri içecek + su bileşenlerinden oluşur. Daha önemlisi, yemek yalnızca “besin sağlama” hizmeti olarak görülmez. Finlandiya ulusal çekirdek müfredatında okul yemeği; beslenme + sağlık + görgü + sosyal etkileşim + sürdürülebilirlik + eğitim işlevlerini birlikte gerçekleştirir.
Portekiz’in okul yemeği modeli, özellikle sosyoekonomik eşitsizlikleri azaltması, Akdeniz diyeti kültürünü yaşatması ve damgalanmayı önleyen kademeli destek sistemiyle uluslararası alanda örnek gösterilen bir başarı hikayesidir. Sistem, bütçe yönetimini yerel yönetimlere bırakırken, menü standartlarını merkezden (Sağlık ve Eğitim bakanlıkları kanalıyla) çok sıkı şekilde kontrol eder. Üç kademeli bir ödeme modeli uygulanır. Düşük gelirlilere bütünüyle ücretsizdir. Orta gelirlilerden yemeğin maliyetinin sadece %50’si alınır. Yüksek gelirlilerden maliyetin tamamı alınır. Ancak buna da 1,46 Avroluk üst sınır getirilmiştir. Asıl önemlisi tüm öğrenciler kantinde veya yemekhanede aynı kart sistemini kullandığı için kimin ücretsiz, kimin ücretli yediği dışarıdan asla anlaşılmaz. Bu durum psikolojik akran zorbalığını ve damgalanmayı bütünüyle engellemektedir.
Hindistan Dünyanın en büyük okul yemeği programına (PM POSHAN) sahiptir. Devlet okullarında eğitim gören 118 milyondan fazla çocuğa her gün ücretsiz sıcak öğle yemeği verilmektedir.
Japonya’nın yaklaşımı da “Okul öğle yemeği programı + Shokuiku” sistemine dayanır. Okul yemeği yasası okul yemeklerinin güvenli ve beslenme açısından dengeli olmasını öngörür. Japon sisteminin belki de en özgün yönü “Shokuiku – beslenme/besin eğitimi” yaklaşımıdır. Japon modeli: “Çocuğu yalnızca sağlıklı beslemek değil, neden ve nasıl sağlıklı besleneceğini öğretmek” biçiminde özetlenebilir.
Brezilya: Ulusal Okul Beslenme Programı (PNAE) kapsamında yaklaşık 40 milyon öğrenciye ücretsiz yemek ulaştırmaktadır. Yasal olarak ayrılan bütçenin en az %30’u yerel aile çiftliklerinden organik ürün alımı için harcanır.
Ülkemizde herhangi bir öğrenci beslene programı olmadığı gibi öğrencilerle-içme suyu arasında bile para engeli bulunmaktadır. Okul gününde yeterli su içilmemesinin yol açacağı sağlık sorunları başlı başına bir yazı konusudur. Sosyal devlet ilkesi gereği, devlet okullarında tüm öğrencilere günde en az bir öğün ücretsiz, besleyici ve sıcak yemek/kahvaltı sağlanmalıdır. Bu uygulama okul terklerini azaltır ve eğitimde fırsat eşitliğini destekler. Bu yolla öğrencilere dengeli ve yeterli beslenme desteği sağlanırken sağlıklı beslenme alışkanlığı da kazandırılır. Kuramsal sağlık dersleri yerine tarım, gıda ve beslenme okuryazarlığı pratik hale getirilebilir.
Yerel tarım kooperatifleri ve belediyelerle işbirliği yapılması uygulamayı çok kolaylaştıracaktır. Kantin kültürü yerine okul mutfağı ve geleneksel sulu yemek kültürüne geçiş sağlanabilir. Portekiz örneğinde olduğu gibi gelir durumuna göre adil bütçe dağılımı yapılarak damgalanma da önlenebilir. Üstelik sabah kahvaltı yapamayanların öğle saatinde de aç kalmaları önlenmiş olur.
Temel taşı temelde konur. Çocuklukla alınamayan besin ögelerinin büyüyünce yerine konulabilmesi mümkün değildir.
cevresagligi.org’da yayımlanan yazılardan kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir