ENFLASYON KİMDİR VE NE YAPMIŞTIR? /Kamil Hüsnüyusufkuşugiller

Değerli okuyucularım, sevgili “kari”lerim

Zaman zaman bu sütunda ekonomi ve iktisat konularına değinmeden duramayacağımı tabi ki biliyorsunuz. Ne yazık ki bil cümle ekonomi sayfaları paranızı onun bunun hisse senetlerine kaptırabilmeniz için alimane lafların edildiği sayfalar haline gelmiştir. Kuşkusuz, ekonomi, sübvansiyon, boğalar, ayılar, kuşlar, ördekler, parite, akreditasyon, likidite gibi terimleri ben de kullanmaktayım ve kullanan bir çok kişi kadar da anlamlarını pek ala bilmemekteyim. Ama sizlerin kolayca anlayabilmeniz için ekonomi konularını elimden geldiğince basit bir dille anlatmaya çalışacağım. Malumaliniz benim gibi engin ve derin bilgisi olan zevatın basit bir lisanla konuşması ve yazması usulden değildir. Olsun… Bir kere olsun bir istisna olayım ve bilelim ki istisnalar kaideyi bozmaz.

Ey okuyucu

Bir düşün… Enflasyon olmasaydı kaçınız buzdolabı alabilirdi? Yada müzik seti… Müzik setinin bakslarını? Kaçınız evlenebilirdi ve kaçınız ayda aya devletle esnaf arasında aracılık ederekten zatınıza tahsis edilen maaş ve ücretlerin vergi dairelerinin elinden kurtulan bölümünü parça parça götürüp taksit diyerekten vermekten şikayetçidir? Tabi ki değilsiniz, olamazsınız da… Zaten bu ekonomik ve sosyal konjonktürde hala şikayetçi olabilecek durumda olanın kara para akladığından kuşkulanmak lazım gelmez mi? Sorarım sizlere, gelmez mi?

Enflasyon nedir? Enflasyon tabi ki bir kuş cinsi değildir… tabi ki bir bitki değildir! Tabi ki ozon tabakasının delinmesiyle ilgisi yoktur… Böyle söyleyip saçmalayacak mıyım sanmaktasınız? Peki o zaman enflasyonun kime zararı vardır da onu düşürmeye yeltenilmektedir? Enflasyon düşünce kına mı yakacaksınızdır? Aslında enflasyon Latince bir terim olup, kendi halinde yaşayıp gitmektedir. Niçin düşsündür?

Enflasyonun tarihçesine göz atacak olursak ilk kez Hamurabi kanunnamesinde değinildiğine şahit oluruz. Bu kanunname bir maddesinde aynen şöyle der:

“ak-ku, Lu-ulu-Sag-du-zu ku- is-ki hu-un-u-ik-zi… . ”

“Eğer bir kimsenin başını bir kimse yaralarsa, eskiden altı şekel, gümüş veriliyordu; yaralı üç şekel gümüş alıyordu, Saray için üç şekel gümüş alınıyordu, ve şimdi Kral Sarayın “vergisi” ni kaldırdı ve sadece yaralı kendisi için üç şekel gümüş alır”

İşte buradan da çok açık ve seçik ifade edildiği gibi sarayın kendi vergisini tahsil ederek yaralananın alacağı parayı da vergiye dahil etmesine enflasyon denir. Böylece yaralı ile yaralayan arasındaki para alışverişi kalkar. Yaralı metelik alamadığı gibi, yaralayan da don gömlek kalır.

Enflasyonda bu neden böyledir… Aşağıdaki formüle dikkatle bakacak olursanız kolayca anlayacaksınızdır ki para saadet getirmez:

 

X2+[(3x -10z32 x 5b8]] x2= 0

 

Bu eşitlik meşhur enflasyon formülüdür. Dikkat edilirse z nin otuz ikinci kuvvetiylen b nin sekizinci kuvvetinin 5 katını çarpıp formülün diğer gereksinimlerini yerine getirecek olursanız sonuç sıfır olacaktır ki, siz vatandaşlar ne yaparsanız yapınız, elinize geçecek olan toplam parayı göstermektedir. Memurların katsayısına m diyecek olursak:

 

M36=Z66

 

eşitliğinden onların bir de üste para vereceği bariz bir biçimde ortaya çıkar.

Kuşkusuz iktisat biliminin ve istatistiksel varyans analizlerinin yabancısı olan siz sevgili okuyucularım bu formülleri anlamakta güçlük çekecek ve bunalacaksınız. Olsun… Benim yazılarımı okumaya devam edin ve çok çalışın. Çalıştıkça ne hallere geleceğinizi görmeniz için bu iyi bir fırsat olacaktır.

O zaman hadi hep beraber sokaklara, bağıralım hep bir ağızdan:

-“En büyük enflasyon… bizim enflasyon!. . en büyük enflasyon bizim enflasyon!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir